ASD (Atriyal Septal Defekt) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

ASD (Atriyal Septal Defeket) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi
İçindekiler

ASD (Atriyal Septal Defekt) Nedir? Kalbin sağlıklı işleyişi, kanın doğru odacıklar arasında ve doğru yönde akmasına bağlıdır. Ancak bazı doğumsal kalp rahatsızlıkları bu düzeni bozabilir. Bu rahatsızlıklardan biri olan Atriyal Septal Defekt (ASD), kalbin kulakçıkları (atriyum) arasındaki duvarda (septum) bir delik veya açıklık olması durumudur. Bu açıklık nedeniyle, akciğerlerden gelen temiz kanın bir kısmı sol kulakçıktan sağ kulakçığa geri kaçar. Bu durum, kalbin sağ tarafının ve akciğerlerin daha fazla çalışmasına neden olarak zamanla çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

Modern kardiyoloji teknikleri sayesinde ASD, artık büyük bir risk olmaktan çıkmış ve özellikle ameliyatsız yöntemlerle konforlu bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

ASD Nedir? Tipleri (Secundum, Primum, Sinüs Venozus)

Atriyal Septal Defekt, kalbin üst odacıkları olan kulakçıklar arasındaki bölmede doğuştan bir delik olmasıdır. Normalde anne karnında var olan bu açıklığın doğumdan sonra kapanması gerekirken, kapanmadığı durumlarda ASD’den bahsedilir. Bu delik, temiz kanın (oksijenden zengin) sol kulakçıktan, kirli kanın (oksijenden fakir) bulunduğu sağ kulakçığa geçmesine neden olur. Bu durum, “şant” olarak adlandırılır ve kalbin iş yükünü artırır.

ASD, duvar üzerindeki konumuna göre farklı tiplere ayrılır:

Sekundum ASD: En sık görülen tiptir (%75-80) ve kulakçıklar arası bölmenin orta kısmında yer alır. Ameliyatsız kapatma yöntemlerine en uygun olan tiptir.

Primum ASD: Bölmenin alt kısmında, kalbin karıncıklarıyla kulakçıkları ayıran kapakçıklara yakın bir konumda bulunur. Genellikle diğer kalp anomalileriyle birlikte görülebilir ve tedavisi cerrahidir.

Sinüs Venozus ASD: Bölmenin üst veya alt kısımlarında, kalbe giren büyük toplardamarlara (vena kava) yakın bir yerde bulunur. Bu tipe sıklıkla akciğer toplardamarlarının kalbe hatalı bağlanması (anormal pulmoner venöz dönüş) eşlik eder. Tedavisi genellikle cerrahidir.

Belirtiler: Nefes Darlığı, Çabuk Yorulma, Çarpıntı
ASD’nin belirtileri, deliğin büyüklüğüne ve kalpten geçen kan kaçağının miktarına bağlı olarak değişir. Küçük delikler uzun yıllar boyunca hiçbir belirti vermeyebilir ve tesadüfen saptanabilir. Ancak orta ve büyük boyutlu delikler, özellikle ilerleyen yaşlarda şu belirtilere yol açabilir:

Nefes Darlığı: Özellikle efor sırasında veya yatarken belirginleşen nefes darlığı en yaygın şikayetlerden biridir.

Çabuk Yorulma: Vücudun artan kan akışını karşılama çabası, kişinin yaşıtlarına göre daha çabuk yorulmasına neden olur.

Çarpıntı: Kalbin artan yükü nedeniyle ritim bozuklukları (özellikle atriyal fibrilasyon) görülebilir. Bu durum, hastalar tarafından “kuş kanadı çırpıntısı” gibi hissedilebilir.

Sık Akciğer Enfeksiyonları: Akciğerlere giden kan miktarının artması, bronşit ve zatürre gibi enfeksiyonlara yatkınlığı artırabilir.

Bacaklarda ve Ayaklarda Şişlik: İleri vakalarda sağ kalp yetmezliği gelişmesine bağlı olarak vücutta sıvı birikimi olabilir.

Tanı Yöntemleri: EKO, TEE, BT/MR

ASD tanısı genellikle kardiyoloji uzmanı tarafından yapılan fiziki muayene sırasında kalpte “üfürüm” adı verilen masum bir sesin duyulmasıyla şüphelenilerek konulur. Kesin tanı için ise ileri görüntüleme yöntemleri kullanılır:

Ekokardiyografi (EKO): Kalp ultrasonudur ve tanıda ilk ve en önemli adımdır. Ses dalgaları kullanılarak kalbin yapısı, delik varlığı, yeri, büyüklüğü ve kan akışının yönü net bir şekilde görülür. Çoğu durumda EKO, tanı için yeterlidir.

Transözofageal Ekokardiyografi (TEE): Standart EKO’nun yetersiz kaldığı veya ameliyatsız kapatma işlemi planlanan hastalarda daha detaylı görüntüleme için kullanılır. Yemek borusuna ince bir prob (kamera) indirilerek kalbin çok daha yakından ve net görüntüleri elde edilir. Bu yöntem, özellikle şemsiye cihazının yerleştirilmesi sırasında rehberlik eder.

Bilgisayarlı Tomografi (BT) / Manyetik Rezonans (MR): Özellikle sinüs venozus gibi nadir ASD tiplerinde veya eşlik eden başka kalp anomalileri (örneğin anormal pulmoner venöz dönüş) şüphesi olduğunda, kalbin ve damarların üç boyutlu detaylı görüntülerini elde etmek için bu yöntemlere başvurulabilir.

Hangi ASD’ler Tedavi Edilmelidir? (Endikasyonlar)

Hangi ASD'ler Tedavi Edilmelidir? (Endikasyonlar)

Her ASD’nin kapatılması gerekmeyebilir. Çok küçük ve kalbe yük bindirmeyen delikler doktor kontrolünde takip edilebilir. Ancak aşağıdaki durumlarda ASD’nin kapatılması önerilir:

Kalp Boşluklarında Büyüme: Sağ kulakçık ve sağ karıncıkta, delikten geçen fazla kan nedeniyle belirgin bir genişleme saptanması.

Belirtilerin Varlığı: Hastanın nefes darlığı, çabuk yorulma veya çarpıntı gibi şikayetlerinin olması.

Pulmoner Hipertansiyon Başlangıcı: Akciğer atardamar basıncında yükselme başlaması (ileri derecede ve geri dönüşümsüz pulmoner hipertansiyon gelişmeden önce).

Paradoksik Emboli: Bacak toplardamarlarında oluşan bir pıhtının, delikten geçerek beyne veya diğer organlara atlaması ve felce (inme) neden olması durumu.

Tedavi kararı, hastanın yaşına, deliğin boyutuna, tipine ve hastanın genel sağlık durumuna göre kardiyolog tarafından verilir.

Ameliyatsız ASD Kapatma (Şemsiye Cihaz)

Sekundum ASD’lerin büyük bir çoğunluğu artık açık kalp ameliyatına gerek kalmadan, kasıktan girilerek anjiyografik yöntemle kapatılabilmektedir. “Şemsiye yöntemi” olarak da bilinen bu işlemde, nitinol adı verilen özel bir metal alaşımdan yapılmış, iki diskten oluşan bir cihaz kullanılır.

Bu yöntem, göğüs kafesinde herhangi bir kesi yapılmadığı için hastaya büyük konfor sağlar. Hastanede kalış süresi genellikle bir gündür ve hasta kısa sürede normal yaşamına dönebilir.

İşlem Aşamaları ve Güvenlik

Ameliyatsız ASD kapatma işlemi, anjiyografi laboratuvarında, genellikle hafif bir anestezi (sedasyon) altında gerçekleştirilir.

Hazırlık: Hasta işlem öncesi değerlendirilir. İşlem sırasında rehberlik etmesi için transözofageal ekokardiyografi (TEE) probu yutturulur.

Girişim: Kasık bölgesindeki toplardamar (femoral ven) yoluyla ince bir kılıf (kateter) yerleştirilir.

Cihazın Yerleştirilmesi: Kateter, kalp içindeki deliğe kadar ilerletilir. Kateterin içinden “şemsiye” cihazı gönderilir. Cihazın önce sol kulakçıkta kalan diski, ardından sağ kulakçıkta kalan diski açılarak delik kapatılır.

Kontrol: Cihazın doğru konumda olduğu ve deliği tam olarak kapattığı TEE ile kontrol edildikten sonra cihaz serbest bırakılır ve işlem sonlandırılır.

İşlem yaklaşık 30-60 dakika sürer. Başarı oranı %95’in üzerindedir ve riskleri oldukça düşüktür. Deneyimli ellerde yapıldığında son derece güvenli bir yöntemdir.

İşlem Sonrası İlaçlar ve Aktivite

İşlem sonrası hasta genellikle bir gece hastanede gözlem altında tutulur ve ertesi gün taburcu edilir.

İlaçlar: Cihazın üzeri kalp dokusuyla kaplanana kadar (genellikle 3-6 ay) pıhtı oluşumunu engellemek için kan sulandırıcı ilaçlar (genellikle aspirin veya klopidogrel) kullanılır.

Aktivite: Hasta taburcu olduktan sonra birkaç gün ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmalıdır. Genellikle bir hafta içinde günlük normal aktivitelere ve iş hayatına dönülebilir. Ağır sporlar için doktorun onayı beklenmelidir.

Cerrahi Kapatma: Ne Zaman Tercih Edilir?

Cerrahi Kapatma Ne Zaman Tercih Edilir

Ameliyatsız kapatma yönteminin uygun olmadığı durumlarda cerrahi tedavi tercih edilir. Cerrahiye aşağıdaki durumlarda başvurulur:

Uygun Olmayan Anatomi: Deliğin şemsiye yöntemiyle kapatılamayacak kadar büyük olması veya kenar (rim) dokusunun yetersiz olması.

ASD Tipi: Primum ve sinüs venozus tipi ASD’ler genellikle cerrahi olarak onarılır.

Eşlik Eden Anomaliler: Düzeltilmesi gereken başka kalp sorunlarının (örneğin kapak problemi, anormal venöz dönüş) varlığı.

Cerrahi işlemde göğüs kafesi açılarak kalbe ulaşılır ve delik, hastanın kendi kalp zarından (perikard) alınan bir yama veya sentetik bir yama ile kapatılır. Cerrahi tedavinin başarı oranı da oldukça yüksektir.

Uzun Dönem Prognoz ve Spor Önerileri

Başarıyla kapatılan bir ASD sonrası hastaların yaşam beklentisi ve kalitesi normal popülasyonla aynıdır. Tedavi sonrası kalp yavaş yavaş normal boyutlarına döner ve belirtiler ortadan kalkar.

Kontroller: Hastalar işlem sonrası 1., 3., 6. ve 12. aylarda EKO ile kontrol edilir. Sonrasında yıllık kontroller yeterlidir.

Spor: İşlemden yaklaşık 1-3 ay sonra, doktor kontrolünün ardından hastaların çoğu profesyonel düzeyde dahil olmak üzere tüm spor aktivitelerine dönebilir. Herhangi bir kısıtlama genellikle gerekmez.

Sonuç

Atriyal Septal Defekt (ASD), günümüzde tanı ve tedavisi oldukça başarılı bir şekilde yapılan doğumsal bir kalp hastalığıdır. Özellikle ameliyatsız “şemsiye” yöntemi, uygun hastalara yüksek başarı oranı ve konforlu bir iyileşme süreci sunmaktadır. Alanında deneyimli bir Samsun kalp doktoru tarafından yapılacak erken tanı ve doğru zamanda müdahale ile hastalar, kalp sağlıklarına tamamen kavuşarak normal ve aktif bir yaşam sürebilirler.

Sıkça Sorulan Sorular

ASD kendiliğinden kapanır mı?

Evet, özellikle küçük sekundum ASD’ler bebeklik döneminde, genellikle ilk 2 yaş içinde kendiliğinden kapanabilir. Ancak 3-4 yaşından sonra kapanma olasılığı oldukça düşüktür. Orta ve büyük deliklerin kendiliğinden kapanması beklenmez.

Şemsiye cihaz güvenli mi, MR’a girebilir miyim?

Evet, kullanılan şemsiye cihazları (oklüderler) son derece güvenlidir ve vücutla uyumlu materyallerden yapılmıştır. Bu cihazlar MR (Manyetik Rezonans) uyumludur. İşlemden sonra herhangi bir zamanda güvenle MR çektirebilirsiniz. Cihaz, metal dedektörlerinde ötmez ve günlük yaşamda varlığı hissedilmez.

ASD kapatma sonrası ne zaman spora dönerim?

Ameliyatsız kapatma işleminden sonra genellikle hastaların ağır efor gerektiren sporlara dönmesi için 1 ila 3 ay beklenmesi önerilir. Bu süre sonunda yapılacak doktor kontrolü ve EKO değerlendirmesi sonrası, kalpte herhangi bir sorun saptanmazsa, rekabetçi sporlar da dahil olmak üzere tüm fiziksel aktivitelere izin verilir.

ASD kapatma SGK kapsamında mı?

Evet, Atriyal Septal Defekt’in hem ameliyatsız (şemsiye yöntemi) hem de cerrahi olarak kapatılması işlemi, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmaktadır. Gerekli tıbbi endikasyonlar sağlandığında, hastalar bu tedaviden SGK güvencesiyle yararlanabilirler.

İletişime Geçin
Doktora Danış
Samsun Kalp Doktoru Sefa Gül

2011 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. 2012-2016 yılları arasında Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak görev yaptım ve Kardiyoloji Asistanlığı sürecini tamamladım.